Dijitalleşme çağında finansal hizmetler sektörü, hızla gelişen teknolojilerin öncüsü konumunda bulunuyor. Bulut bilişim, yapay zeka, dijital kimlik ve yeni nesil yazılım geliştirme gibi teknolojiler, sektörün müşterilere daha hızlı ve daha yenilikçi hizmet sunmasını sağlıyor. Ancak, bu teknolojik yeniliklerin yaygınlaşması, beraberinde önemli siber güvenlik tehditleri de getiriyor. McKinsey & Company'nin "The Cyber Clock Is Ticking: Derisking Emerging Technologies in Financial Services" başlıklı makalesi, finansal kurumların bu tehditlerle başa çıkması gerektiğini vurguluyor ve kapsamlı bir risk azaltma stratejisi sunuyor.
Yapay zeka ve otomasyon, işlemlerin doğruluğunu artırırken müşteri hizmetlerini dönüştürüyor. API ekosistemleri bankaların fintech’lerle entegrasyonunu hızlandırıyor, bu da yenilikçi ürünlerin piyasaya daha kısa sürede çıkmasını sağlıyor.
Bulut ve edge bilişim, veri işleme kapasitesini büyütüyor ve maliyetleri düşürüyor. Ancak verinin merkezi olmayan bir şekilde dağılması, saldırı yüzeyini büyütüyor.
Bu durum kurumlar için “fırsat ve risk” dengesini kritik hale getiriyor.
McKinsey’nin analizine göre sektörün en büyük tehditleri:
Kimlik sahteciliği ve dolandırıcılık
Fidye yazılımları (ransomware)
API güvenlik açıkları
Tedarik zinciri ve üçüncü taraf riskleri
Yapay zeka ile güçlendirilmiş saldırılar
CI/CD süreçlerinde otomasyon kaynaklı kırılganlıklar
Veri ihlallerinin ortalama 4,35 milyon dolar maliyeti olduğu biliniyor (IBM).
Bu tehditler, sadece teknolojiyi değil, itibar ve müşteri güvenini de tehlikeye atıyor.
Yeni teknolojiler, finansal hizmetler sektörü için büyük fırsatlar sunarken, siber riskleri de beraberinde getiriyor. Bu riskleri öngörmek ve etkili bir şekilde yönetmek, kurumların sürdürülebilirliği için kritik bir öneme sahiptir. Siber güvenlik stratejileri yalnızca bir güvenlik önlemi olarak değil, gelecekteki büyümenin sürdürülebilirliğini sağlayacak bir iş stratejisi olarak ele alınmalıdır.
Finansal kurumlar, güçlü regülasyon baskısı altında çalışıyor.
Uyulması gereken temel çerçeveler:
✔ KVKK
✔ GDPR
✔ PSD2
✔ Dijital Operasyonel Dayanıklılık Yasası (DORA)
Bu standartlar; veri gizliliğini, müşteri haklarını ve sistem dayanıklılığını güvence altına alıyor. Uyumsuzluk durumunda ağır finansal cezalar ve itibar kaybı riski var.
Bu nedenle kurumsal politika yönetimi, dijital dönüşüm kadar kritik hale geldi.
Siber güvenliği sağlamak için sadece teknoloji yetmez: yönetişim modeli gerekir.
Etkin bir model şu bileşenleri içerir:
Zero Trust mimarisi
Sürekli izleme ve test (penetrasyon, red team)
Üçüncü taraf risk yönetimi
Çalışan farkındalık programları
Yönetim kurulunda siber güvenlik komitesi
Olay müdahale (incident response) planları
Bu model, siber güvenliği operasyonel bir zorunluluk olmaktan çıkarıp stratejik bir yönetim aracı haline getirir.
Ayrıca, dijital sürdürülebilirlik artık finans sektörü için yeni bir önceliktir. Güvenli ve sürdürülebilir altyapı, yatırımcıların ESG değerlendirmelerinde daha fazla yer almaktadır.
Sürdürülebilirlik çözümleri uzmanlığımız ve projelerimiz hakkında daha fazla bilgi edinmek için lütfen bizimle iletişime geçin.