COP29, 2024 yılında Azerbaycan’da düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) toplantısı olarak, iklim değişikliğiyle mücadelede dönüm noktası olabilecek tartışmalara sahne oldu. Konferansta Avrupa Birliği'nin (AB) uygulamaya koyduğu Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması (CBAM), küresel ticaret ve iklim politikalarının kesişiminde önemli bir tartışma konusu olarak öne çıktı. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler, CBAM’ın etkileri, uygulanabilirliği ve adil bir geçiş için olası çözümler üzerine yoğunlaştı.
CBAM, Avrupa Birliği’nin karbon kaçağını önlemek ve küresel iklim hedeflerine ulaşmak için uygulamaya koyduğu bir mekanizmadır. Çelik, çimento, gübre, alüminyum ve elektrik gibi karbon yoğun sektörlerde ithalata karbon fiyatı eklenmesini öngörür. 2026 yılında tam olarak uygulanması planlanan bu mekanizma, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın önemli bir parçası olarak karbon emisyonlarını azaltmayı ve rekabet eşitliğini sağlamayı hedefliyor. Ancak, bu politika, ekonomik ve ticari adalet açısından ciddi tartışmalara yol açmıştır.
Brezilya, Güney Afrika, Hindistan ve Çin’in oluşturduğu BASIC ülkeleri, CBAM’ı Paris Anlaşması'nın "ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler" (CBDR-RC) ilkesine aykırı buldu. Bu ülkeler, CBAM’ın ekonomik kalkınmalarını ve yoksullukla mücadele çabalarını baltalayacağını belirtti.
BASIC ülkeleri, CBAM’ı "tek taraflı bir ticaret kısıtlaması" olarak nitelendirerek, AB’nin gelişmekte olan ülkeler üzerindeki orantısız etkileri göz ardı ettiğini savundu. Bu eleştiriler, COP29’un ilk gününde gündemin kabul edilmesini geciktirdi ve müzakerelerde tansiyonu yükseltti.
AB, karbon piyasalarından ve CBAM’dan elde edilecek gelirlerin gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliği ile mücadele kapasitelerini artırmak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak bu gelirlerin hangi mekanizmalarla ve hangi kriterlere göre dağıtılacağı konusunda net bir uzlaşma sağlanamadı.
AB, gelişmekte olan ülkelerde karbon azaltıcı teknolojilerin uygulanmasını desteklemek için teknoloji transferine öncelik verilmesi gerektiğini ifade etti.
CBAM’ın Türkiye için hem bir zorluk hem de bir fırsat sunduğu dile getirildi. AB’nin en büyük ticaret ortaklarından biri olan Türkiye, karbon yoğun sektörlerde dönüşüm sağlayarak olumsuz etkileri azaltmayı ve yenilenebilir enerji kapasitesini artırarak ekonomik avantajlar sağlamayı hedefliyor.
Türkiye, Avrupa ile Orta Doğu arasında temiz enerji merkezi olma potansiyelini vurgulayarak, CBAM’a uyum sağlamayı bir stratejik öncelik olarak değerlendirdi.
Çin, CBAM’ın etkilerinin ve uygulanabilirliğinin COP30’da resmi gündeme alınması gerektiğini belirtti. Bu öneri, gelişmekte olan ülkelerin CBAM’ın uzun vadeli etkilerini daha detaylı ele almak istediğini gösteriyor.
CBAM, Paris Anlaşması’nın hedeflerini destekleme amacı taşısa da, gelişmekte olan ülkeler tarafından adil bir geçiş mekanizması olmadığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Bu eleştiriler, "ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar" ilkesi üzerinden şekilleniyor.
AB, CBAM gelirlerini gelişmekte olan ülkelerin karbon azaltıcı projelerine yönlendirebileceğini belirtse de, bu gelirlerin dağıtımında şeffaflık ve adalet talepleri tartışma konusu oldu. Özellikle en çok etkilenen ülkeler için finansman desteği talep edildi.
CBAM, küresel ticarette iklim politikaları ile ekonomik kalkınma hedefleri arasındaki çatışmayı gözler önüne serdi. Gelişmiş ülkelerin ticaret avantajlarını korurken, gelişmekte olan ülkelerin uyum maliyetleriyle baş başa bırakılması eleştirildi.
CBAM’dan elde edilen gelirlerin, iklim finansmanı ve teknoloji transferi yoluyla gelişmekte olan ülkelere destek sağlaması bekleniyor. AB, bu desteği artırmak için daha somut adımlar atmak zorunda kalabilir.
Gelişmekte olan ülkeler, CBAM gibi mekanizmaların Paris Anlaşması çerçevesinde çok taraflı bir şekilde ele alınmasını talep ediyor. Tek taraflı yaklaşımlar yerine, uluslararası bir karbon fiyatlandırma sistemi oluşturulması öneriliyor.
COP29’da CBAM’ın getirdiği tartışmalar, konunun COP30’da daha detaylı ele alınacağına işaret ediyor. Özellikle Çin’in CBAM’ı resmi gündeme dahil etme önerisi, gelecekte bu mekanizmanın uluslararası ticaret ve iklim politikaları üzerindeki etkilerinin daha kapsamlı bir şekilde tartışılacağını gösteriyor.
COP29’da CBAM, küresel iklim müzakerelerinin ekonomik boyutunu gözler önüne seren bir konu olarak öne çıktı. Gelişmiş ülkelerin iklim hedeflerine ulaşma çabaları ile gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınma ihtiyaçları arasında bir denge kurulması gerektiği açıkça görüldü. CBAM’ın gelecekteki etkileri, yalnızca karbon emisyonlarını azaltma değil, aynı zamanda küresel ticaret ve ekonomik eşitlik açısından da kritik bir sınav olacak.
COP30’a kadar, tarafların bu mekanizmayı daha kapsayıcı ve adil bir hale getirmek için iş birliği yapması, küresel iklim politikalarının başarıya ulaşması için hayati önem taşıyor.
Sürdürülebilirlik çözümleri uzmanlığımız ve projelerimiz hakkında daha fazla bilgi edinmek için lütfen bizimle iletişime geçin.